Makaleler

Yazdır

Kanal Tedavisi

Kanal Tedavisi Nedir? (Endodonti)

Kanal tedavisi, dişin merkezindeki küçük, iplik benzeri dokunun, yani dişözünün (pulpa) çıkarılmasıdır. Hasar gören, hastalanan veya ölen pulpa çıkarıldığında, kalan boşluk temizlenir, şekillendirilir ve yeniden doldurulur. Bu işelmle kök kanalı kapatılır. Yıllar önce, hastalanan veya zarar gören dişler çekilirdi. Bugün, kanal tedavisinde, kaybedilecek durumdaki dişler bile kurtarılabilmektedir.

Pulpa hasarının en genel sebepleri şunlardır:

  • Çatlak diş
  • Derin çürük
  • Geçmişte veya yakın zamanda dişe ciddi darbe gibi nedenlerle dişte hasar.

Pulpa enfeksiyon kaptığında veya öldüğünde, tedavi edilmediği takdirde, dişin kökünde, çene kemiği içinde abse oluşturan irin birikebilir. Abse, dişi çevreleyen kemiği yok ederek ağrıya neden olabilir.

Kanal Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kanal tedavisi, duruma göre birden fazla seans gerektirecek çeşitli adımlardan oluşur. Bu adımlar şunlardır:

  • Önce, ön dişin arka tarafında veya azı ya da küçük azı dişlerinin kuronunda bir delik açılır.
  • Hastalıklı pulpa çıkarıldıktan sonra (pulpektomi) pulpa boşluğu ve kök kanalları temizlenir, genişletilir ve kanal dolgusu için şekillendirilir.
  • Birden fazla seansa ihtiyaç varsa, seanslar arasında dişi korumak için kuronda açılan deliğe geçici dolgu yapılır.
  • Daha sonra geçici dolgu çıkarılır ve pulpa boşluğu ve kanal kalıcı olarak doldurulur. Gutta percha (Güta Perka) adı verilen konik uçlu, kauçuk bir malzeme kanalların her birine sokulur ve genellikle simanla (yapışkanla) yerine yapıştırılır. Bazen, yapısal destek için kanalın içine metal veya plastik çubuk konulabilir.
  • Son adımda, doğal görünümünü ve şeklini eski hale getirmek için dişin üzerine kuron kaplanır. Diş kırılmış ise, kuronu yerleştirmeden önce dişi onarmak için post uygulaması gerekebilir.

Onarılan Diş Ne Kadar Süre Kullanılabilir?

Tedavi edilen ve onarılan diş/dişler, doğru ağız ve diş bakımı ile bir ömür boyu kullanılabilir. Tedavi edilen dişte tekrar çürük oluşabileceğinden dolayı , ileride ortaya çıkabilecek başka problemleri önlemek için ağız bakımı ve düzenli diş hekimi muayenesi gereklidir.

Dişi canlı tutan pulpa artık var olmadığından dolayı, tedavi edilen diş, kırılganlaşarak, kırılmaya karşı daha hassas hale gelir. Kanal tedavisinden sonra dişe kuron veya dolgu uygulanması kararını verirken bu husus önemlidir.

Kanal tedavisinin başarısı veya başarısızlığını kontrol etmek için en çok kullanılan yöntem, tedaviden önce çekilen röntgenlerle yeni çekilen röntgenleri karşılaştırmaktır. Bu karşılaştırma, kemik kaybının devam edip etmediğini ya da kemiğin yeniden şekillenip şekillenmediğini gösterecektir.

Niçin kanal tedavisi yapılır?

Öncelikle şu bilinmelidir ki, doğal dişin yerini hiç bir yapay diş tutmaz. Dolayısıyla doğal dişlerimiz tedavi ederek son noktaya kadar korumalıyız. Dişlerimizden biri hastalandığında en bilinen koruma yöntemlerinden biri de kanal tedavisidir. Kanal tedavisi hasar görmüş dişlerin korunmasında yardımcıdır. Pulpa (sinir, kan, lenf damarlarını içeren dişin içindeki yumuşak tabaka), kendini tamir edemeyecek derecede hasar gördüğünde pulpa ölür. genellikle buna, kırık dişlerdeki veya derin çürüklerdeki bakteriler sebep olur. Bakteriler dişin özünde iltihaba yol açar. Hasar görmüş veya hastalanmış pulpa çıkarılmazsa diş ve çevresindeki dokular enfeksiyona maruz kalır. Ve sonunda dişinizi tamamen kaybedebilirsiniz.

Kanal tedavisi yapılmazsa ne olur?

Derin çürük ve çatlak dolayısıyla pulpanın kendini iyileştiremeyeceği durumlarda diş canlılığını kaybeder, enfeksiyon bütün dişe yayılabilir. Kanal tedavisi yapılmazsa enfeksiyon kök ucundaki dokulara kadar ulaşabilir. Dişi çevreleyen çene kemiği de iltihaplanarak aşınır. Meydana gelen bu boşlukta abse oluşur. Bu tabloya ağrı ve şişlik de eşlik eder ve diş kısa zamanda kaybedilir.

Kanal tedavisinin aşamaları;

  1. Öncelikle ağrısız ve acısız bir tedavi olması için dişe anestezi yapılır.
  2. Daha sonra çürük temizlenip, dişin özüne ulaşılınca hastalıklı ve yumuşak doku çıkarılır. Sinir ve doku artıkları temizlenir.
  3. Kök ucuna kadar diş kanalına şekil verilir. Gerekirse bazı ilaçlar uygulanarak iyileşme hızlandırılabilir.
  4. Seanslar arasında diş iyileşene kadar geçici dolgu maddeleriyle dişin üzeri kapatılır. İltihabın üremesinin durduğu anlaşıldıktan ve kök ucundan iltihap gelmesi sona erdikten sonra kanal içerisi özel bir dolgu maddesiyle, kök ucuna kadar doldurulur.
  5. Bazı vak'alarda bu seanslara hiç gerek olmayıp tek bir seansta da kanal tedavisini sağlıklı bir şekilde kanal tedavisini bitirmek mümkündür.
Yazdır

İmplantoloji (Vida Diş) Tedavileri

İmplant, eksik dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleridir.

HANGİ DURUMLARDA İMPLANT YAPILIR?

Tek diş eksikliğinde yandaki sağlam dişlere dokunulmak istenmediğinde tek implant, birden fazla diş eksikliğinde iki veya daha fazla implant yerleştirilerek sabit köprüler şeklinde ,tamamen dişşiz bir ağizda protez tutuculuğunu sağlamak için uygulanır.

İMPLANTIN YARARLARI NELERDİR?

İmplant, sağlam, rahat ve güvenilir bir uygulamadır. İmplantlar üzerine yapılan protezler, gerçek dişlerin yerini alırken en doğal yapıyı oluştururlar. Eksik dişlerin tamamlanması sürecinde, sağlıklı dişlere dokunulmamış olur. Tüm protezlere oranla çok daha uzun ömürlüdür. Normalde diş kaybının etkileri fizyolojik olduğu kadar psikolojik de olacaktır. İmplant, doğal dişin yerine geçen bir özel uygulama olarak, diş kayıplarının yol açacağı her türlü soruna kesin ve en sağlıklı çözümü getirmektedir.

İMPLANT HER YAŞTA UYGULANABİLİR Mİ?

Evet. Sadece, gençlerde kemik gelişiminin tamamlanması gerekmektedir. Bu da kızlarda 16-17, erkeklerde ise 18 yaşına kadar gerçekleşmektedir. Erişkinler için üst yaş sınırı yoktur. Genel sağlık durumu uygun olan her yaştaki insana uygulanabilir. Yaşlı insanlar daha çok diş kaybettiklerinden ve çene kemiklerinde erimeler olduğu için diş implantlarına daha çok gereksinim duyarlar .

İmplant tedavisinin avantajları

Eksik diş tedavisinde güncel tedavi yaklaşımlarından biri olan implant uygulamaları, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla, çene kemiği içine yerleştirilen ve titanyumdan yapılan yapay diş kökü bulunmaktadır. “İmplant sayesinde, tek diş eksikliği olan hastalarda, çekilen dişe komşu iki dişi kesip protez uygulamak yerine, bu dişleri koruyarak, çekilmiş dişin yerine tek bir implant yerleştirerek estetik ve fonksiyon sağlanabilir. Farklı vakalarda ise takılıp çıkarılabilen bir protez yerine, dişsiz bölgeye en uygun sayıda yerleştirilen implantlarla sabit bir köprü yapılabilir. Dişsiz bölge çok uzunsa uygun sayıda implant ile yapılacak köprünün dayanıklılığı arttırılabilir. Alt ve üst çenenin tamamen dişsiz olduğu ve hareketli ‘hyperlink’ protez kullanan hastalarda her bir çeneye iki ile dört adet arasında implant uygulanarak, hareketli protezin tutuculuğu da sağlanmaktadır.

Protezin dezavantajlarına karşı implant

Alt ve Üst çenenin de dişsiz olduğu vakalarda ise, yapılan üst damak protezinin sınırları tüm ağız tavanını kaplamaktadır ve bu durum hastada bulantı refleksinin oluşmasına ve protezi kullanamamaya sebep olmaktadır.

İmplant çözümlü diş protezi uygulamalarında, tam damak kullanımına gerek duyulmaz. Protez, yapılan implantlardan da destek aldığı için sınırları damak kubbesine kadar uzanmaz. Böylece bulantı ortadan kalkmaktadır.

İmplant tedavisinin avantajları

İmplant tedavisi yerine klasik bir protetik köprü uygulaması da yapılabilir. Ancak yapılacak köprüyü taşıyabilmesi için dişsiz bölgenin hem önündeki hem de arkasındaki sağlıklı dişleri kullanmak zorunludur. Bu dişler kesilerek küçültülür ve köprünün bağlı olduğu kronları taşır. Tedavi için kesilen sağlıklı dişlerin koruyucu mine tabakalarını kaybetmelerine neden olur ve dişlerin ömrünü azaltır. İmplant tedavisi sayesinde, bu sağlam dişlerin kesilmesine gerek kalmadan etkin bir çözüm sağlamaktadır.

İmplant Tedavisinin Ömrü

İmplant uygulamalarında uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması durumunda herhangi bir ağrı veya acının söz konusu değildir. İmplant Tedavisinin Ömrü birçok etkene bağlıdır. Bunların en önemlisi, ağız hijyeninin en iyi şekilde sağlanması. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da, tavsiyelere uyulmadığı ve kontrol randevularına zamanında gelinmediği takdirde, hastaların doğal dişlerini hangi nedenle kaybederlerse, implantlarını da aynı nedenle kaybetme riskiyle karşı karşıya olduklarıdır. implant uygulanan bölgenin temizliği için yeterli zaman ayrılmalıdır.

İMPLANTIN AŞAMALARI

İmplant yapımı iki aşamadan oluşur. Birincisi cerrahi aşamadır. İmplant alt yepısı çene kemiğine yerleştirilir. Daha sonra 2-6 hafta arasında bekleme süresi vardır. Bu sürede kemik ile implant arasına kemik oluşumu meydana gelir. Üst yapının yapılması ise bir hafta kadar süre alır.

İMPLANTIN BAKIMI

Ağız bakımı eksiksiz ve hiç ihmal edilmeden yapılmalıdır. Bu bakım kendi dişlerimiz için de gereklidir. İmplant yapımından sonra da aynı şekilde devam etmelidir. Eğer yeterli temizlik yapılmazsa nasıl kendi dişlerimizi kaybediyoruz aynı şekilde implantımızı da kaybedebiliriz. İlk belirtiler diş etinde kızarıklık,şişlik,kanama ve kaşıntı ile başlar,kemik yıkımıyla birlikte implantın kaybına sebep olur.

Kimler İmplant Kullanamazlar

Kontrol altında olmayan şeker hastaları, kan pıhtılaşma bozukluğu olanlar,uzun süre kortizon tedavisi görmüş olanlarve halen görmeye devam edenler implant yaptıramazlar.daha önceki yıllarda büyük kemik kayıpları olanlar implant yaptıramıyordu ama günümüzde kemik greftlerle uygun hale getirilip implant uygulanabiliyor

İmplant Tedavisinde Karşılaşılabilecek Riskler Nelerdir?

Erken dönemde infeksiyon ve implant üstü protezler in tamamlanmasından sonraki geç dönemde ise alerji, yetersiz ağız temizliğine bağlı diş eti hastalıları ve periimplantitis (implant çevresi dokuların iltihabı) şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle erken dönem sırasında sigara kullanmak infeksiyon riskini arttırmaktadır. Allerjik reaksiyonların önlenmesi, doku uyumunun yüksek olması ve temizlenme kolaylığı nedeniyle implant üstü protezler de uygun vakalarda tam seramik restorasyonların kullanılması önerilmektedir.

Yazdır

Cerrahi

ÇENE CERRAHİSİ

Çalışma alanı

Çene cerrahisi başta ağız ve dişlere bağlı kistler tümörler gibi patolojilerin yanı sıra diş ve çene kırıkları çene kemiği içinde gömük kalmış dişlerin çıkartılması veya sürdürülmesi, protez yapımına yardımcı olmak için ağzın sert ve yumuşak dokularında yapılan düzeltmeleri içermektedir. Çene-yüz bölgesi ağrıları, alt çene eklemi hastalıkları tükürük bezi rahatsızlıkları da çene cerrahisinin çalışma alanı içindedir. Aynı zamanda bazı sistemik hastalıkların ağız içerisindeki belirtilerinin saptanması ve tedavisi de çalışma alanına girer.

Son yıllarda diş hekimliğinde sıklıkla uygulanan implantların çeneye yerleştirilmesi, implant için yeterli kemiğin bulunmadığı durumlarda kemik greftleri konulması gibi ileri implant cerrahisi uygulamaları da yer almaktadır.

Çene cerrahisinin çalışma alanı içinde olan diğer bir konu ise, doğumsal veya sonradan gelişen çene yüz anomalileridir. Bunlar arasında sıklıkla rastlanan damak-dudak yarıkları, alt veya üst çenenin ileride veya geride konumlanması nedeniyle çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin bozulduğu durumlar gelmektedir.

Tanı yöntemleri

Çene cerrahları rontgen gibi geleneksel tanı yöntemlerini kullandığı gibi tomografiyle desteklenen ve hastanın birebir ölçüde üç boyutlu kemik modelinin elde edildiği ileri tekniklerde kullanılmaktadır. Bu sayede ameliyat öncesinde kesin tanı konularak operasyon planı tam olarak yapılabilmektedir. Tanı ve tedavi sırasında başarılı olmak için ortodonti, prostodonti gibi diş hekimliğinin diğer uzmanlık alanlarıyla birlikte multidisipliner çalışılması gerekmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Ağız diş çene hastalıkları ile ilgili cerrahi işlemler lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) altında yapılabileceği gibi, genel anestezi altında da uygulanabilmektedir. Hastalar, büyük cerrahi işlemler sonrası yatışları yapılarak gözlem altında tutulmaktadır. Cerrahi işlemlerin uygulanmasında hastaların konforu, var olan hastalıkları, tedaviden duydukları kaygı ve korku öncelikle dikkate alınmakta ve hastalar buna göre tedavi edilmektedir.

APİKAL CERRAHİ

Apikal Rezeksiyon- Apikal cerrahi – Kök ucu cerrahisi nedir?

Apikal rezeksiyon olarak isimlendirilen işlem kök ucunun kesilip alınması ile enfekte dokuların, patolojilerin, ilhapların, küçük çaplı kistlerin çıkartılmasıdır. Bu işlem; kök ucundaki enflamasyon ve enfeksiyonun kök kanal tedavisi veya bu tedavinin tekrarına rağmen iyileşmemesi yada ilişkili kronik patolojinin varlığı halinde ilgili dişi ve çevresini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için yapılmaktadır.

Apikal Rezeksiyon Operasyonunun Yapıldığı Durumlar:

  • Diş kökünün yapısal veya şekilsel bozukluğu nedeniyle kanal tedavisi’nin tam yapılamaması,
  • Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisi yapılamaması,
  • Kanal tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla,
  • Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda,
  • Diş kökünde kist oluşan vakalarda,
  • Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında.

Apikal Cerrahi Nasıl Yapılır?

  • Öncelikle temiz bir ortam hazırlanır.
  • İşlem yapılacak dişin kök ucunun üzerindeki kemiğe ve kök ucuna ulaşabilmek için dişeti kesilerek sahanın üzerinden uzaklaştırılır.
  • Açığa çıkarılan kök ucu kesilir ve tüm enfekte çevre dokuları temizlenir.
  • Kök kanalının ucu tıkanır.
  • Dişeti yerine yerleştirilir ve dikiş atılır.
  • Birkaç ay sonra kökün etrafındaki kemik iyileşmiş ve tüm beliriler kaybolmuş olmalıdır

Cerrahi Operasyon Öncesi Yapılması Gerekenler

Sigara Kullanımı

  • Sigara kullanımı yara yeri iyileşmesini geciktirdiği ve özellikle sinüs lifting ve implant operasyonunun başarı oranını düşürdüğü için operasyon öncesi ve sonrası 2 hafta tüketilmemelidir.

Kan Sulandırıcılar

  • Persantin, Kumadin, Aspirin gibi herhangi bir kan sulandırıcı ya da günlük Vitamin E kullanımı varsa bu normalden fazla kanamaya sebep olur.
  • Kan sulandırıcı maddelerin operasyondan en az 3 gün-1 hafta önce kesilmelidir.
Lütfen herhangi bir ilacı kesmeden önce doktorunuzla görüşünüz.

Randevudan 2 Gün Önce

  • Size verilen reçeteyi kullanmaya başlayınız. Ağzınızı günde 2 kere 1 dak boyunca gargara ile çalkalayınız.

Randevudan 1 Gece Önce

  • Hekiminiz sakinleştirici (sedatif) ilaç tavsiye ettiyse yatmadan önce alınız. Bu iyi ve rahat uyumanızı sağlayacaktır. Sakinleştiriciyi randevuya gelmeden 1 saat önce tekrar alınız.

Randevu Günü

* Reçetenizde verilen ilaçları kullanmaya devam ediniz. Operasyondan 1 saat önce ağrı kesici-antienflamatuar alınız.
* Rahat ve bol kıyafetler giyiniz. Yakası açık t-shirt, bol bir pantolon ve rahat ayakkabı giyiniz. Yüz makyajı yapmayınız.
* Erkek hastaların operasyon günü traş olmaları, bıyık ve sakalları var ise kesmeleri gerekmektedir.

Cerrahi Operasyon Sonrası Yapılması Gerekenler

Pamuk Tampon

  • Operasyon yapıldıktan sonra operasyon bölgesine konan pamuk tamponu 30 dak boyunca çıkarmayınız, sıkı bir şekilde ısırınız, daha sonra atınız.
  • Çekim yarasının ilk andaki kanaması bu pamuk tampon ile durdurulmaktadır.
  • Tamponu sık sık değiştirilmesi pıhtılaşmayı geciktireceğinden tavsiye edilmez.

Kanama

  • İlk kanama pamuk tampon ile durdurulur. Tampon atıldıktan sonra gün boyunca ilk 24 saat içinde (kişiye ve yara yerine göre) pıhtılaşma başlayıncaya kadar sızıntı şekliklinde bir kanama olması normaldir.
  • 24 saat sonra kanama devam ediyorsa diş hekiminize başvurunuz.

Tükürme-Ağız Çalkalama

  • Operasyondan sonra ağız çalkalanmamalı ve ağızda biriken tükürük ve kan tükürülmemelidir.
  • Bu pıhtılaşmayı ve çekim yerinde oluşan yara yeri iyileşme dokusunu bozar ve geciktirir.
  • Enfeksiyon ve ağrıya sebep olur.
  • Ağızda biriken tükürük ve kan sızıntısı yutulmalıdır.
  • Kemik grefti uygulanmış ya da sinüslifting yapılmıl ise şiddetli öksürmeyiniz ve hınkrmayınız.

Soğuk Uygulama

  • Operasyondan sonra operasyonun büyüklüğüne bağlı olarak şişlik oluşabilir.
  • Oluşabilecek şişliği minimale indirmek için operasyon sonrası cold bag uygulanır.
  • İlk gün, gün boyunca 10 dak cold bag kompresi, cold bag yoksa buz kompresi yapılmalıdır.
  • Operasyon yapılan tarafta yüzde renk değişikliği olabilir.
  • Bu 1 hafta -10 gün içerisinde geçer.

Reçete

  • Hekiminizin yazdığı reçete ilaç kullanımı bitinceye kadar devam ediniz.
  • Operasyon sonrası ağrı kesici almanız uyuşukluk geçince ağrı duymamanızı sağlar.
  • Aspirin kanamayı arttıracağından alınmaz.

Uyuşukluk

  • Ortalama 3 saat sonra uyuşukluk hissi geçer.
  • Kişisel ve yapısal özelliklere göre, ilaç tipine göre bazen 1 bazen de 4-5 saat sürebilir.
  • Uyuşukluk geçinceye kadar yemek yenmemeli, ısırarak kontrol yapılmamalıdır.
  • Büyük operasyon sonrası operasyon sonrası o bölgede his kaybı olabilir.
  • En az 3 saat yemek yenmemeli, sıcak çay, çorba gibi içecekler tüketilmemelidir.
  • Daha sonra operasyon yapılmayan diğer bölge ile yemek yenmeli, yumuşak gıdalar tüketilmeli, taneli ve çok sert gıdalardan kaçınılmalıdır.
  • 24 saat sıcak yiyecek ve içecekler almayınız.
  • Temizliğinden emin olmadığınız gıdalar tüketmeyiniz.

Sıcak

  • Sıcak kanamayı arttıracağı için banyo yapılmamalı,
  • Güneş altında kalınmamalı ve
  • Sıcak yiyecek ve içecekler tüketilmemelidir.

Sigara-Alkol

  • 24 saat boyunca sigara ve alkol yara yeri oluşumunu bozacağı için kullanmayınız.

Hijyen

  • Operasyon ya da çekim yarası 1-2 hafta içinde kapanır.
  • Bu süre içinde oluşabilecek enfeksiyonların oluşumunu önlemek için ağız hijyenine daha fazla özen gösteriniz.
  • Operasyondan 2 gün süre sonra diş fırçalamadan sonra gargara kullanımına başlanabilir.

20 Yaş Diş Çekimi

Yirmi yaş dişleri, genellikle 15-20 yaşları arasında ağızdaki yerlerini almaya başlarlar. Ancak çenelerde bu dişler için yeterli yer bulunmadığı durumlarda süremeyip, dişeti altında ya da çene kemiği içinde gömülü olarak kalırlar. Kendine yer bulamayan 20 yaş dişleri öndeki dişi iterek baskı yapmakta ve bu da çapraşıklığa neden olmaktadır. Ayrıca çok geride olmaları ve etraflarındaki diş etinin normal anatomik yapıda olmaması nedeniyle kolayca çürüyebilmekte ve abse oluşabilmektedir.

20 Yaş Dişlerinin Çekilmesini Gerektiren Durumlar

  1. Çürük;20 yaş dişleri konum olarak çok geride oldukları için ve genellikle düzgün doğrultuda süremedikleri için temizlik ve bakımları daha zor ve bu sebeple çürümeleri daha kolaydır. Bu dişler çürüdükten sonra ise çok geride olmalarından dolayı tedavileri zordur. Ayrıca diğer dişlerden çok daha değişik olan kök kanalı yapıları sebebiyle kanal tedavisi de çoğu durumda uygulanamamaktadır.
  2. İkinci Büyük Azı Dişine Etkileri;20 yaş dişleri genellikle düzgün pozisyonda süremedikleri için çevrelerindeki besin artıklarının birikimiyle veya yanındaki büyük azı dişine uyguladıkları basınçla komşu dişte de madde kaybı ve çürüklere sebep olabilmektedirler. Bu şekilde zarar verebilme potansiyeline sahip 20 yaş dişlerinin de çekilmeleri gerekmektedir.
  3. Perikoronitis;(Çevre dişeti inflamasyonu) 20 yaş dişleri kısmen gömük kaldıkları durumlarda üstündeki dişetiyle arasında biriken bakterilerin yol açtığı bir enfeksiyon gelişebilir. Bu esnada yüzde şişme, ağız açmada zorluk, ağrı, ağız kokusu, lenf bezlerinde şişlik ve ateş gibi durumlar görülebilir.
  4. Dişlerde Çarpaşıklık;20 yaş dişleri normal pozisyonda süremediklerinde, sürme esnasında dişlere uyguladığı basınç sebebiyle diğer dişlerde de hareketliliğe yol açabilir ve diş dizisinde çarpaşıklık gibi durumlara rastlanabilir.
  5. Ağrı;20 yaş dişleri normal pozisyonlarında süremediklerinde yan dişlere uyguladıkları basınçla ağrıya yol açabilmektedirler.
  6. Kist Oluşumu;20 yaş dişleri tam olarak gömülü oldukları veya kısmen gömülü oldukları durumlarda bazı hastalarda kist oluşumuna sebep olabilmektedirler. Bu durum muayene esnasında hekiminizin çekeceği panoramik röntgenle teşhis edilebilmektedir.
  7. Yanak Isırma;Çok sık rastlanılmasa da 20 yaş dişleri genelde normal pozisyonda süremediklerinden hastalarda yanak ısırma ve mukozada yaralanma şikayetlerine sebep olabilmektedir. Böyle durumlarda da 20 yaş dişlerinin zaten normal fonksiyon görmediklerinden alınmaları uygundur.

Hiçbir Probleme Neden Olmamasına Rağmen Neden Gömük 20 Yaş Dişlerini Almak Gerekir?

Gömülü bir yirmi yaş dişinin sorun çıkarıp çıkarmayacağı önceden kestirilemez. Ancak sorun belirdiğinde tedavi, sorunsuz dişlere oranla daha ağrılı ve daha komplike olabilir. Gömülü yirmi yaş dişinin enfeksiyonunun en sık sebep olduğu rahatsızlıklar ağrı, çene köşesinde şişlik, ağız açıklığında kısıtlılık ve yutkunmada zorluktur.

Operasyon Sonrası

  • Yara yeri kurcalanmamalıdır. Yoksa ağrı, enfeksiyon veya kanama gelişebilir.
  • İlk 24 saat boyunca o taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.
  • İlk 24 saat sigara içilmemelidir. Çünkü sigara kanamayı arttırıp iyileşmeyi bozar.
  • Tükürülmemelidir. Yoksa kanama artar ve pıhtı yerinden oynayabilir.
  • Kanama kontrol edilmeli. Eğer dikiş atılmamışsa steril gazlı bezle tampon yapılır. Pıhtı oluşumu için tampon yarım saat ağızda tutulmalıdır. Tampon alındıktan sonra kanama devam ediyorsa yeni bir tane konur.
  • Şişkinliğin kontrolü. Operasyon sonrası bölgeye soğuk bir tampon uygulayarak dolaşım yavaşlatılır ve yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şöyle olmalıdır; 20 dakika soğuk tampon-20 dakika ara-tekrar 20 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlarla devam edilir.
  • İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla ağzı gargara yapmak gerekir. Karışım 1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz koymak suretiyle hazırlanır.

Apikal Rezeksiyon (Kök Ucunun Rezeke Edilmesi)

Apikal rezeksiyon, kök ucu rezeksiyonu; dişin kök ucunun ve etrafındaki ilişkili enfekte veya patolojik dokunun çıkartılması işlemidir. Bu işlem; kök ucundaki enflamasyon ve enfeksiyonun kök kanal tedavisi veya bu tedavinin tekrarına rağmen iyileşmemesi yada ilişkili kronik patolojinin varlığı halinde ilgili dişi ve çevresini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için yapılmaktadır.

Modern diş hekimliğinin ana amacı, diş kayıplarının önüne geçmektir. Artık diş hekimleri, doğal dişleri ağızda tutmak için ellerinden gelen çabayı göstermektedirler. Çünkü; tek bir dişin kaybı bile genel diş sağlığı ve görünümde olumsuz değişikliklere neden olmaktadır.

Uygulanacak dişe göre ortalama 30-90 dk. sürebilen bir operasyon olan apikal rezeksiyon öncesi doktorun da önerisi ile antimikrobiyal ağız gargaraları, antienflamatuar ve/veya antibiyotik kullanımı söz konusu olabilmektedir.

Operasyon

  • İşlem yapılacak dişin kök ucunun üzerindeki kemiğe ve kök ucuna ulaşabilmek için dişeti kesilerek sahanın üzerinden uzaklaştırılır. Açığa çıkarılan kök ucu kesilir ve tüm enfekte çevre dokuları temizlenir.
  • Kök kanalının ucu tıkanır. Dişeti yerine yerleştirilir ve dikiş atılır.
  • Birkaç ay sonra kökün etrafındaki kemik iyileşmiş ve tüm beliriler kaybolmuş olur.
Yazdır

Radyolojik Muayene

Tüm bu yukarıda bahsettiğimiz teşhisleri destekleyecek yöntem de, radyolojik muayenedir. Standart olarak alınan panoramik ile sağ ve sol ısırma röntgenleri; tespit edilemeyen ara yüz çürükleri, kronik lezyonlar, gömük dişler, periodontal dokulardaki sorunlar (kemik yıkımları), çene kemiklerindeki oluşumlar, taşkın dolgular, çocuklarda ise bunlara ek olarak daimi dişlerin konumu, köklerin oluşumu ve süt dişi köklerinin rezorbsiyonu hakkında bilgi verir.

Özellikle travma geçiren dişlerde o anda ve belirli aralıklarla alınan periapikal röntgenler, dişin, kökün ve çevresinin durumu konusunda rehber görevi görür.

Ayrıca 40 yaş üstündeki tüm bireylerden, şikayeti olsun olmasın panoramik röntgen çekilmesi, klinik belirti vermeyen hastalıkların ve kemik patolojilerinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Elde edilen radyolojik bulgularla da desteklenen tüm problemlerin tespitinin ardından, alternatif tedavi planları çok rahatlıkla belirlenmiş olur. Kısaca; ilk muayenede geçirilen bir yarım saat, eksiksiz bir oral diagnoza, sonrasında da başarılı ve bilinçli bir tedavi yaklaşımına yol gösterir.

Radyolojik muayene implant çalışmalarında asla ihmal edilmemesi ve mutlaka dikkatli değerlendirilmesi gereken bir safhadır. Alçı modeller hazırlanmadan önce genel fikir edinilmesi açısından panoramik filmler alınabildiği gibi, doğrudan şablon ve metal küreler yerleştirildikten sonrada film çekilebilir. Bu hekimin çalışma şartlarına bağlı bir durumdur. Ancak bilinmesi gereken implant için karar vermeden önce mutlaka radyolojik olarak komşu dişlerin, kemiğin, rezorbsiyon derecesinin, anatomik yapıların durumun değerlendirilmesi zorunluluğudur. Metal kürelerden yararlanarak mesafe ve anatomik yapılara uzaklık şöyle hesaplanır. Metal kürenin çapı bizce malumdur, mesala 5 mm dir aldığımız ponoramik filmde bu 5 mm lik metalin verdiği görüntünün çapı cetvelle ölçülerek, implantı yerleştireceğimiz bölgenin vertikal yüksekliği de ölçülerek bir orantı kurulur ve buna göre implant gövdesinin boyuna karar verilir.

Panoramik filmlerden başka tam implantı yerleştireceğimiz bölgedeki kemiği daha net görmek için periapikal filmlerden, özellikle dişsiz hastalarda semfiz bölgesinin açısını, kalınlığını ve vertikal yüksekliği daha iyi anlayabilmek için lateral röntgenlerden, yine semfiz bölgesinin çapını anlayabilmek için oklüzal grafilerden yararlanılır.

Bu filmlerin hepsi bize ölçüleri iki boyutlu verir. Uç boyutlu görüntü elde edebilmek için kompüterize tomografi (CT) lerden de yararlanılır. Özellikle sarkık sinüs gibi durumlarda CT'ler faydalı olmaktadır, implant çalışmalarında CT ile değerlendirmeye gidilmesi ideal olmakla birlikte yöntemin pahalı olması bazen diğer filmler ile karar verilebilen vakalarda muhafazar davranmayı gerektirmektedir.

Klinik ve radyolojik kontroller bize çalışacağımız kemiğin boyutları, morfolojisi ve kalitesi hakkında fikir verir.

Yazdır

Periodontoloji

DİŞETİ HASTALIKLARI HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

Periodontal hastalıklar, her dört kişiden üçünü yaşamlarının bir döneminde etkileyerek dişlerin erken kaybına neden olmaktadır. Periodontal hastalıklar zamanında teşhis edilirler ise başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

PERIODONTAL HASTALIK NEDİR ?

Dişlerinizin etrafındaki destek dokuları (kemik gibi) ve dişetlerini etkileyen hastalıklara periodontal hastalıklar ismi verilmektedir. Periodontal hastalıkların ilk belirtisi olan gingivitis’te dişlerin etrafını saran dişetleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Hastalığın bu safhası fazla sıkıntılı olmamakla beraber hastalık tedavi edilmezse, dişetleri ve dişlerin etrafındaki kemik dokusunda geri dönüşü olmayan zararlar ortaya çıkabilir ve periodontitis gelişebilir.

Periodontitis periodontal hastalıkların ilerlemiş bir safhasıdır. Dişlerin ağızda durmasını sağlayan destek dokuları ve kemik harap olur. Dişlerin etrafındaki kemik kaybı nedeniyle derin cepler oluşur. Hastalık geliştikçe dişler sallanmaya başlar ve sonuçta dişin çekilmesi gündeme gelir.

DİŞETİ HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Dişeti hastalıklarının pek çok belirtisi vardır. Aşağıdaki belirtileri saptarsanız diş hekimine başvurunuz:

  • Diş fırçalaması sırasında dişetlerinde kanama
  • Kırmızı, şiş ve dokununca kanayan dişetleri
  • Dişetlerinin dişlerden ayrılmaya başlaması
  • Sürekli kötü ağız kokusu
  • Dişetleri ve dişler arasından iltihap gelmesi
  • Dişlerin sallanması ve birbirinden ayrılması
  • Isırma durumunda dişlerin kapanışındaki değişim
  • Hareketli protezlerin kapanışında değişim

DİŞETİ HASTALIKLARININ NEDENLERİ ?

Dişeti hastalıklarının ana nedeni, dişlerin üzerinde oluşan genellikle sarımsı-gri renkli organik eklentiler olan bakteri plağıdır. Sağlıklı bir ağız için esas olan bakteri plağının günlük temizliklerle ortamdan uzaklaştırılmasıdır.

Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diş taşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler (zararlı maddeler) dişetlerine zarar verir. Toksinler dişlerin etrafındaki destek dokuları yıkar, dişetleri dişlerden uzaklaşır, oluşan ceplere daha fazla bakteri plağı birikir.

Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir, bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilir.

Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber aşağıdaki unsurlarda dişeti hastalıklarının oluşumuna etki edebilirler;

  • Beslenme biçimi ve tütün kullanımı
  • Lösemi ve AIDS gibi vücut savunma sistemini etkileyen hastalıklar
  • Kontrol altında olmayan diabet
  • Hamilelik sırasında oluşan hormonsal değişimler
  • Doğum kontrol hapları ve bazı kalp ilaçları ile antidepresanlar ağız sağlığımızı etkileyebilir.

DİŞETİ HASTALIKLARINDAN NASIL KORUNULUR?

Yaşam boyu dişlerinizi ağızda tutmak için bakteri plağının, diş fırçalaması ve diş ipi kullanılması ve ağız gargaraları ile her gün dişlerden uzaklaştırılması gerekmektedir. Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber tamamen önleyemeyebilir. Bir dişhekimi tarafından yapılacak diş taşı temizliği; sizlerin diş fırçası ve diş ipi ile temizleyemediğiniz bölgelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar. Diş taşlarının kaldırılmasına diş taşı temizliği adı verilmektedir.

DİŞETİ HASTALIKLARININ TEDAVİSİ NEDİR ?

Dişeti hastalıklarının erken safhadaki tedavisi diş taşı temizliğidir. Bu safhada diş taşları ve diğer zararlı oluşumlar dişlerden ve dişeti ceplerinden oluşturulur. Daha ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahaleler gerekebilir. Tedaviden sonra düzenli olarak yapılan diş fırçalamaları ve kullanılacak gargaralar tedavinin başarısının devamı açısından önemlidir. Yapılacak olan düzenli hekim kontrolleri ile de hastalığın önlenmesinde önemlidir.

DİŞETİ HASTALIKLARINI ÖNLEME

Bakteri plağının diş ve diş eti çizgisinin altında birikmesine izin verilirse, bu zamanla diş etlerini tahriş eder ve diş eti hastalıklarına yol açar. Diş eti hastalıklarından korunmak için dişleri düzenli olarak fırçalamak ve diş aralarını temizlemek çok önemlidir.

Bakteri plağı diş eti hastalıklarına nasıl yol açar?

Ağzınızda biriken plak temizlenmediği takdirde, bakteri toksinler üretir ve bu durum diş etlerini tahriş ederek dişlerinize zarar verir. Diş eti hastalığının başlangıcı gingivitistir. Bu hastalık diş etinin yanmasına, şişmesine ve hassaslaşmasına sebep olur. Ayrıca diş fırçalarken ve diş ipi kullanımı sırasında kanamalara sebep olur.

Diş eti hastalıklarında kimler risk altındadır?

Diş eti hastalıkları çocuklar dahil tüm yaş gruplarını etkiler. Ancak yetişkinlerde çok daha sıklıkla görülür. 35 yaş ve üzeri her 4 kişiden 3’ü bir tür diş eti hastalığına ya sahiptir ya da geçmişte yakalanmıştır.

Sigara içmek ve bazı hastalıklar diş eti hastalıklarına yakalanma riskini arttırır. Bu nedenle diş doktorunuzu genel sağlık durumunuz hakkında bilgilendirmeniz gerekir.

Diş eti iltihabı halinde neler yapmalıyım?

Düzgün bir ağız bakımı ve düzenli olarak diş hekimini ziyaret ederek gingivitisten korunmak mümkündür. Hastalıktan en iyi korunma ve hastalığı iyileştirme yolu bakteri plağını düzenli olarak temizlemektir. Bu dişlerinizi yumuşak bir fırça ile fırçalamak ve diş aralarınızı temizlemekten oluşan iki aşamalı bir işlemle mümkün olabilir. Bu iki işlem bakteri plağının diş yüzeylerinde ve diş eti çizgisinin altında birikmesini engeller.

Gingivitis kronik bir hastalık değildir. Dişleri destekleyen kemiklere kalıcı bir zarar vermediği için tedavi edilebilir.

Periodontit nedir?

Eğer gingivitis tedavi edilmez ise daha ciddi bir hastalık olan periodontite sebep olabilir. Periodontit dişleri destekleyen diş etlerine ve kemiklere zarar verir. Periodontitin tedavisi mümkün değildir, verilen zarar telafi edilemez, yalnızca profesyonel bir tedavi programı ve evde yapılacak geliştirilmiş düzenli bir ağız bakımı ile hastalığın daha kötü bir hal alması önlenebilir.

Periodontit hastalığına yakalandıynız takdirde, diş hekiminiz size özel bir ağız bakım programıyla hastalığın yayılmasını ve kötüleşmesini önleyebilir. Periodontit hastalarının güvenle kullanabileceği şarj edilebilir diş fırçaları gibi bir dizi ağı bakım ürünü sunmaktadır. Şarj edilebilir diş fırçalarının manuel diş fırçalarından daha fazla bakteri plağını temizlediği klinik deneylerle kanıtlanmıştır ve gelişmiş bir ağız bakımı uygulamak diş eti hastalıklarını kontrol etmede çok önemli bir faktördür.

Periodontitin belirtileri nelerdir?

Priodontit başlangıçta gözle görülebilir semptomları olmadan da gelişebilir. O nedenle diş hekimine düzenli olarak muayene olmak hastalığın erken teşhisi için çok önemlidir.

Periodontitin sıkça görülen semptomları; kırmızı, şiş diş etleri, diş eti çekilmesi, diş etlerinin hassaslaşması, diş eti kanaması ve dişler arasında hissedilen yoğun baskıdır.

İleri aşamalarda diş eti çekilmesi, diş kökünde çürümeler, diş ve diş etleri arasında iltihab, dişlerin sallanması ve diş kaybı görülebilir.

Periodontit başlangıcı, Orta dereceli periodontit,  İlerlemiş periodontit

Periodontit oluşumunu nasıl engellerim?

Düzenli bir ağız bakımı ile periodontiti önleyebilirsiniz. İşte size bu konuda yardımcı bazı ipuçları:

  • Dişlerinizi sabah ve akşam uyumadan önce olmak üzere günde iki defa yumuşak kıllı bir fırça ve florürlü bir diş macunu ile fırçalayın
  • Diş fırçanızın ulaşamadığı diş aralarındaki bakteri plağını günlük olarak temizleyin
  • Diş hekiminizi an az altı ayda bir muayene ve temizlik için ziyaret edin
  • Sigara ve tütün kullanmayın
  • Diş hekimleri, her üç ayda bir ya da eskimiş ise daha önce diş fırçanızı değiştirmenizi tavsiye etmektedirler. Yapılan klinik araştırmalar yeni bir diş fırçasının 3 aylık bir diş fırçasından daha fazla bakteri plağı temizlediğini ortaya koymaktadır.

Diğer Makaleler...